7 Temmuz 2014 Pazartesi

BAZEN TAM DA DURDUĞUN YERDEN YÜKSELİRSİN GÜNEŞE...


            Temmuz ayının bu esaretli sıcağı daha sabahın ilk saatlerinde yüzüme vuruyor.
Çarcabuk gelecek olan bayramı bekliyor gibiyim, günlerdir. Nerde o eski bayramlar
(çok klasikleşmiş bu cümleyi kuramadan edemiycem. Ve hatta nerdeler)
Bayramın heyacanı daha 2-3 hafta kala başlar. Alışverişler , baklavalar yapılır.
Hatta bazen okuduğumuzda gülümsediğimiz yazılar vardır ya. Tam da öyleydi işte.
1 hafta önceden alınan giysiler ayakkabılar, evde giyilir. Ve tarif edilmez bir mutlulukla
beklenir. Eskilerde cocuk olmak: Günümüz cocukları için cep telefonlarının olmadığını düşünmek 
gibi çok uzaklarda kaldı. Eski bayramlardan düşündüğümde; annemin çarşıdan aldığı sandalet tarzında uçları
kahverengi geri kalan kısmı beyaz, kurdelesi olan bir ayakkabı geliyor aklıma. Bu ayakkabıları 
başucumda tuttuğum anlarım. Ayağıma giyip giyip çıkardığım, misafirliğe gelen var ise sakladığım o safça bakış
geliyor aklıma. Arifeyi bayrama bağlayan gecede defalarca uyandığım anlarım; bir an önce sabah olması
için dua ettiğim dakikalar ; dün gibi aklımda. Gözlerimi kapadığımda o anlara gitmenin mutluluğunu
yaşıyorum. O anki heyecanlı, meraklı, mutlu bekleyiş. Şimdilerde bile ruhum daraldığında bana yol gösterici 
olur hep. Eskilerde mutlu olmak diye bir tabir vardı. Mutluluk neydi tam olarak. Bunun  tarifini vermek zor tabiki.
Ama mutluluk aile sevinci, muhabbet, hep bir arada olmaktı aslında. Geçenlerde sosyal ortamda bir furyaa 
vardı yine. Eşler beylerine whatsuptan yazıyor… Mutluluğun tarifini verebilir misin? Diye.  Onlarda tabiki 
yuvalarının olduğuna dair dönüşler yapıyorlar. Tam burada demek istediğim. Mutluyuz aslında bu huzursuz, stres
dolu, üzüntü dolu, insanların birbirine tahammülsüz olduğu, hoşgörünün unutulduğu, mutsuzum düşüncesinin
yaygın olduğu, elindeki ile mutlu olmadan hep memnuniyetsiz olduğumuz, hep bir arayış içerisinde olduğumuz 
bu basit dünyada. Aslında özümüzü unuttuk. Mutlu olmadığımız hissini doğurup, Ona inandık. Ve karamsar 
hikayelerle dolu bir dünya yarattık kendimize. Şimdi buradan herbirimiz için durduğumuz yerden yükselmemizi
dilerim güneşe. Bazen bir cümle gereklidir. İnsanın kendine gelmesi için. Herşeyin maddi değerlerle ölçüldüğü
günümüzde bazen bir gülümseme, bazen bir söz, bazende duyduğumuz bir cümle ayağa kaldırır bizi.
UNUTMA Kİ: Her dalgadan sonra durulur deniz. 
Sevgilerimle;




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder